Avrupa Birliği Komisyonu tarafından hazırlanan ve Avrupa sanayisini güçlendirmeyi, kamu alımlarında Avrupa üretimini öne çıkarmayı amaçlayan "Sanayi Hızlandırıcı Yasası" taslağı, Birlik içinde ciddi görüş ayrılıklarını beraberinde getirdi.
Avrupa sanayisini canlandırmayı hedefleyen planın merkezinde yer alan düzenleme, enerji yoğun sektörler, net-sıfır teknolojiler ve otomotiv gibi alanlarda kamu alımları ve destek programlarında Avrupa'da üretilen ürünlere avantaj sağlamayı öngörüyor.
Taslak metnin son halinin verilmesi sürecinde Komisyon içindeki birimlerden sert eleştiriler geldi. Çalışmadan sorumlu Komisyon Başkan Yardımcısı Stéphane Séjourné'nin hazırladığı metne dokuz farklı birimin olumsuz geri bildirim verdiği belirtiliyor. Bu durum, daha önce ertelenen ve 26 Şubat'ta açıklanması planlanan teklifin yeniden gecikmesi riskini doğurdu.
"MADE İN EUROPE" TARTIŞMASI
Tasarıda yer alan "Made in Europe" şartı, tartışmaların odak noktası haline geldi. Bu ifade; AB'ye üye 27 ülkenin yanı sıra Norveç, İzlanda ve Lihtenştayn'ı kapsayan Avrupa Ekonomik Alanı ülkelerini içeriyor.
Komisyon, ayrıca "güvenilir ortak" olarak tanımlanacak bazı ülkelerin de kapsama dahil edilmesini değerlendiriyor. Ancak hangi ülkelerin bu kapsamda yer alacağı konusunda Komisyonun farklı birimleri arasında görüş ayrılığı bulunuyor.
Ticaret Genel Müdürlüğü, AB'nin serbest ticaret anlaşması yaptığı ülkelerin dahil edilmesini savunurken, Sanayi Genel Müdürlüğü daha dar bir çerçeveden yana tavır alıyor.
FRANSA–ALMANYA YAKLAŞIM FARKI
Tasarı, AB'nin iki büyük ekonomisi arasında da farklı bakış açılarını ortaya çıkardı. Fransa düzenlemenin öncüsü konumunda yer alırken, Almanya başta olmak üzere bazı ülkeler yerel üretim şartlarının yatırımları caydırabileceği, kamu ihalelerinde maliyetleri artırabileceği ve küresel rekabet gücünü zayıflatabileceği görüşünü dile getiriyor.
Almanya, daha kapsayıcı bir yaklaşım önererek "Made in Europe" yerine ticaret ortaklarını da içeren "Made with Europe" modelinin benimsenmesi gerektiğini savunuyor.
TÜRKİYE DE KAPSAMA DAHİL EDİLMEK İSTİYOR
Türkiye ise Gümrük Birliği, ekonomik entegrasyon ve mevzuat uyumu gibi faktörler dikkate alınarak Türk üreticilerin de "Made in Europe" kapsamına alınması gerektiğini ifade ediyor.
Teklifin Komisyon tarafından yayımlanmasının ardından, AB ülkeleri ve Avrupa Parlamentosu ile yürütülecek yasama müzakereleri sürecinde metnin değişikliğe uğraması bekleniyor.