Ortadoğu'da savaş derinleşirken İran'da güç dengeleri hızla yeniden şekilleniyor. Üst düzey suikastlarla sarsılan Tahran yönetiminde, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, yalnızca öne çıkan bir siyasi figür değil, aynı zamanda fiilen savaşın ve devlet yönetiminin merkezinde yer alan isim olarak dikkat çekiyor.
İKİ NUMARA TARTIŞMASI: DİNİ LİDERİN GÖLGESİNDE YENİ GÜÇ
ABD ve İsrail saldırıları sonucu Ali Hamaney'in hayatını kaybetmesinin ardından yerine geçtiği belirtilen Mücteba Hamaney'in kamuoyuna çıkmaması ve yalnızca sınırlı yazılı açıklamalarla yetinmesi, İran'da fiili yönetim gücünün kimde olduğu sorusunu görünür hale getirdi. İran askeri ve siyasi kulislerinde konuşulanlara göre, Galibaf'ın Mücteba Hamaney'e yakınlığı ve sistem içindeki güçlü bağlantıları, onu resmi olarak bu pozisyonda olmasa da ülkede dini liderden sonra gelen "iki numara" konumuna taşıyor.
BBC'nin aktardığına göre, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülke yönetiminin üst kademesi işlev göremez hale gelirse askeri güçlerin hızla görev alma yetkisine sahip olduğunu açıkladı. Pratikte bu, kararların daha hızlı alınmasını sağlasa da merkezi koordinasyona zarar verebilir.
DEVRİM MUHAFIZLARI BAĞLANTISI: ASIL GÜCÜN ANAHTARI
Galibaf'ın en kritik avantajlarından biri, Devrim Muhafızları ile olan güçlü ve köklü ilişkileri olarak öne çıkıyor. İran siyasetinde gerçek güç merkezlerinden biri olarak kabul edilen bu yapı ile kurduğu bağlar, onu yalnızca siyasi değil aynı zamanda askeri karar alma süreçlerinde de belirleyici bir aktör haline getiriyor .
İran'ı yakından bilen yorumcu Ferzan Sabit'e göre, "Galibaf'ın hem askeri tecrübesi hem de kurumlar arası güçlü bağlantıları, onu mevcut kriz ortamında savaşın yönetimi ve stratejik kararların koordinasyonu açısından en uygun isim haline getiriyor".
SAVAŞIN SÖZCÜSÜ: AÇIKLAMALAR VE MESAJLAR
Galibaf'ın son dönemde yaptığı açıklamalar, İran'ın çatışma stratejisinin yönünü ortaya koyuyor:
SUİKASTLAR VE GÜVENLİK KORKUSU
İsrail'in hava saldırısında öldürülen Ali Laricani'nin ardından İran yönetiminde üst düzey isimlerin doğrudan hedef alınması, güvenlik kaygılarını en üst seviyeye taşıdı. Laricani, yalnızca bir güvenlik yetkilisi değil, aynı zamanda rejim içinde askeri geçmişi ile diplomatik açılımı birleştirebilen nadir isimlerden biriydi.
Bu nedenle Galibaf'ın kamuya açık etkinliklerde görünmemesi, özellikle Kudüs Günü yürüyüşlerine katılmaması dikkat çekti. Bu tablo, İran'da artık sadece cephede değil, devletin en üst kademelerinde de bir "hedefli savaş" yürütüldüğünü ortaya koyuyor.
ASKERDEN SİYASETE UZANAN KARİYER
Galibaf'ın yükselişi tesadüf değil:
YENİ ORTADOĞU VİZYONU: KÖRFEZ ÜZERİNDEN BASKI VE VEKİL SAVAŞ PLANLARI
Galibaf'ın savaşın seyrine ilişkin vizyonu, sadece İsrail ve ABD ile sınırlı değil. İranlı kaynaklara göre Galibaf, savaşın başlamasından 18 gün önce Devrim Muhafızları ile yaptığı Milli Güvenlik toplantısında Körfez ülkelerini doğrudan hedef alan kapsamlı bir strateji ortaya koydu.
Bu toplantıda:
KÜRESEL EKONOMİK ETKİLER
Galibaf'ın stratejisinin sahaya yansıması yalnızca askeri değil, aynı zamanda küresel ekonomik sonuçlar doğuruyor:
İRANLI KAYNAKLAR: "SAVAŞIN YÖNETİMİ ONUN ELİNDE"
İranlı diplomatik kaynaklar, Ali Laricani'nin öldürülmesinin ardından savaşın yönetimi ve stratejik kararların büyük ölçüde Galibaf'ın kontrolünde olduğunu ifade ediyor . İranlı siyasi kaynaklar da Galibaf'ın askeri, güvenlik ve siyasi alanları birleştiren nadir isimlerden biri olduğuna dikkat çekiyor.
Ortaya çıkan tablo, İran'da resmi hiyerarşi ile fiili güç arasındaki farkın derinleştiğini gösteriyor: görünmeyen bir dini lider, sınırlı mesajlar ve sahada aktif, karar alan bir askeri-siyasi figür… İran'da savaş sadece cephede değil, devletin iç yapısında da yeni bir güç düzeni kuruyor.