ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a karşı başlattığı savaş ve İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatmasıyla birlikte küresel petrol piyasalarında tarihi bir hareketlilik yaşanıyor. 2025 sonunda 61 dolara kadar gerileyen Brent petrolün varil fiyatı, savaşın ilk haftasında 94 dolara kadar yükseldi. Uzmanlar, fiyatların 100 doların üzerine çıkması durumunda bunun Türkiye ekonomisi için ciddi bir tehdit oluşturacağı konusunda uyarıyor.
VARİLDE İKİ AYDA 30 DOLARLIK SIÇRAMA
ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları öncesinde Şubat sonunda 73 dolar seviyesinde bulunan Brent petrol, savaşın başlamasıyla birlikte hızla yükselişe geçti. Önce 83-85 dolara, ardından 90-94 dolar bandına çıkan fiyatlar, savaşın onuncu günü itibarıyla 110 dolara kadar dayandı.
Analistler, petrol fiyatlarına ilişkin üç farklı senaryo üzerinde duruyor:
Ancak gelişmeler, savaşın kısa sürede bitme olasılığının düşük olduğunu gösteriyor.
HÜRMÜZ BOĞAZI KÜRESEL PETROL AKIŞINI KİLİTLEDİ
Dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nın kapatılması, petrolde ciddi arz sıkıntısına yol açtı. Irak'ın güneyindeki petrol boru hatları ve Basra terminallerine gemiler yanaşamazken, ihraç edilemeyen petrolün depolama tanklarının dolduğu belirtiliyor. Uzmanlar, bu gelişmelerin küresel tedarik zincirini kökten baskıladığını ve yaşanan krizin 1973 ile 1979'daki petrol krizlerinden farklı bir tablo arz ettiğini vurguluyor.
TÜRKİYE EKONOMİSİNE ETKİLERİ NE OLACAK?
Petrolde yüzde 90'ın üzerinde dışa bağımlı olan Türkiye, küresel enerji fiyatlarındaki yükselişten en fazla etkilenecek ülkelerin başında geliyor. Uzmanlara göre petrol fiyatları Türkiye'de enflasyonu iki kanaldan etkiliyor:
Yapılan hesaplamalara göre, varil fiyatındaki her yüzde 10'luk artış, yıllık enflasyona fazladan 1 puan ekliyor. Son iki ayda yaşanan 50 dolar civarındaki artış kalıcı olursa, bunun enflasyona ilave 5 puanlık bir yük getirmesi bekleniyor. ING Group analizine göre ise Türkiye'de petrol fiyatlarındaki yüzde 10'luk artış, TÜFE'de 1,1 puanlık yükselişe karşılık geliyor.
CARİ AÇIKTA 15 MİLYAR DOLARLIK İLAVE YÜK
Petrol fiyatlarındaki artış, Türkiye'nin cari açığını da doğrudan tehdit ediyor. Türkiye yılda yaklaşık 1 milyar varil petrol ürünü ithal ediyor. Petrolün varil fiyatındaki her 10 dolarlık artış, yıllık cari açığı 5,1 milyar dolar büyütüyor. TCMB'nin hesaplamalarına göre ise bu rakam 2,5 milyar dolar seviyesinde. Yılbaşından bu yana varilde yaşanan 30 dolar civarındaki artışın kalıcı olması halinde, cari açığa 7,5 ila 15 milyar dolar arasında ilave yük gelmesi bekleniyor.
Mahfi Eğilmez de yaptığı değerlendirmede, petrol fiyatındaki her 10 dolarlık artışın cari açığı yaklaşık 2,5 milyar dolar artırdığını ve enflasyonu 1 puan yukarı çektiğini belirterek, bugünkü artışın cari açığı 11 milyar dolar büyütebileceğini, enflasyonu ise 4,5 puan artırabileceğini ifade ediyor.
Analistler, Türkiye için petrolün varilinde 70 dolar düzeyini "yönetilebilir", 90 dolar düzeyini "zorlayıcı", 100 dolar üstünü ise "ciddi ekonomik baskı" olarak nitelendiriyor. Gerilimin büyüyerek devam etmesi ve petrolün varilinin 100 doların üstüne çıkması durumunda bunun, Türkiye'de enflasyonu yeniden yüzde 50'nin üzerine taşıyabileceği, dolar kurunu ve cari açığı büyüten bir şoka dönüşebileceği belirtiliyor.
'KAMYON EKONOMİSİ' MOTORİN ZAMMINA KİLİTLENDİ
Türkiye'de yük taşımacılığının yaklaşık yüzde 85-90'ı karayolu ile yapılıyor. Bu nedenle fiyat zincirinin omurgasını motorin oluşturuyor. Motorin fiyatlarındaki artış, başta gıda olmak üzere birçok sektörde maliyetleri doğrudan etkiliyor.
Bir TIR'ın 100 kilometrede 30-35 litre motorin tükettiği düşünüldüğünde, motorinin litre fiyatı 60 TL'den 70 TL'ye çıktığında 100 kilometrelik mesafede maliyet 1.800 TL'den 2.100-2.400 TL aralığına yükseliyor. Bu artış, nakliye şirketlerinin fiyatları topluca artırmasına neden oluyor.
Motorin fiyatlarındaki artışın sektörel etkileri şöyle sıralanıyor:
HÜKÜMETTEN EŞEL MOBİL HAMLESİ
Türkiye, petrol fiyatlarındaki hızlı yükselişin akaryakıt fiyatlarına birebir yansımasını önlemek amacıyla 5 Mart itibarıyla eşel mobil sistemini devreye aldı.
Cumhurbaşkanı Kararı ile uygulamaya konulan sisteme göre, 2 Mart tarihi baz alınarak bu tarihten sonra petrol ürünlerinin fiyatı artarsa, artış tutarının yüzde 75'ine kadar bu ürünlerin ÖTV'si düşürülecek. Örneğin, 10 liralık bir fiyat artışının sadece 2,5 lirası piyasa fiyatına yansıyacak, geri kalan 7,5 lira vergiden karşılanacak.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Jeopolitik gelişmelerin ekonomiye etkisini sınırlamak amacıyla kamu maliyesi olarak dezenflasyonu önceliklendiren önemli bir adım attık. Geçici olduğunu değerlendirdiğimiz petrol fiyat şokunun etkisini azaltmak için eşel mobil sistemini geçici olarak devreye alıyor, akaryakıttaki fiyat artışlarının yüzde 75'e kadar olan kısmını vergilerden karşılıyoruz" dedi.
Ancak uzmanlar, ÖTV sıfıra indiğinde bu önlemin devre dışı kalacağını, varil fiyatının 110-120 dolara çıkması durumunda vergi önleminin işlemeyeceğini, 130 dolar düzeyinde ise yansımayı engellemenin tamamen imkânsız hale geleceğini belirtiyor.
KÜRESEL ETKİLER VE BEKLENTİLER
Uluslararası kuruluşlar da petrol fiyatlarındaki yükselişin küresel etkilerini masaya yatırıyor. Capital Economics'in baş ekonomisti Neil Shearing, Brent petrolün 100 dolara yükselmesi halinde küresel enflasyona 0,6-0,7 puan ek yük gelebileceğini hesaplarken, ING Group ekonomisti James Knightley ise petrolün 100 dolara çıkmasının ABD'de enflasyonu yüzde 2,4'ten yüzde 4'ün üzerine taşıyabileceğini öngörüyor.
Barclays'in faiz ve menkul kıymetleştirilmiş ürünler araştırmaları başkanı Ajay Rajadhyaksha'ya göre ise petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık kalıcı artış, önümüzdeki 12 ay içinde küresel büyümeyi 10-20 baz puan aşağı çekebilir. Fiyatların 120 dolar seviyesinde kalması durumunda ABD ve dünya ekonomisinin "önemli darbe" alabileceği uyarısı yapılıyor.
Tüm bu gelişmeler ışığında gözler, petrol piyasasının yeni haftada nasıl bir açılış yapacağına ve olası diplomatik gelişmelere çevrilmiş durumda.