Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, kamuoyunda "umut hakkı" olarak tartışılan düzenlemeye ilişkin kapsamlı bir analiz yayımladı. Anadolu Ajansı'nda yer alan değerlendirmesinde Uçum, söz konusu tartışmanın doğrudan tahliye ya da af anlamına gelmediğini vurguladı.
Uçum, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarından hareketle yapılan "umut hakkı" tanımının aslında şartla salıverilmenin farklı bir ifadesi olduğunu belirterek, bunun bağımsız bir hak değil hukuki bir imkan olduğunu ifade etti. Türkiye'de mevzuatta "umut hakkı" yerine koşullu salıverilme kavramının bulunduğunu hatırlattı.
"AF DEĞİL, DOĞRUDAN TAHLİYE SAĞLAMAZ"
Analizde, kamuoyunda yapılan bazı yorumların hatalı olduğuna dikkat çekilerek, şartla salıverilmenin genişletilmesinin terör suçluları için ilk kez getirilen bir uygulama gibi gösterilmesinin doğru olmadığı kaydedildi. Uçum, mevcut sistemde de pek çok hükümlünün belirli şartlar altında bu imkandan yararlanabildiğini belirtti.
Şartla salıverilmenin bir hak olarak otomatik devreye girmediğini vurgulayan Uçum, bunun için iki temel koşul bulunduğunu ifade etti:
Bu şartların sağlanmasının ardından idari değerlendirme ve infaz hakimliği kararıyla koşullu salıverilme uygulanabiliyor.
HANGİ SUÇLAR KAPSAM DIŞINDA?
Uçum, Türkiye'de bazı suçların şartla salıverilme kapsamı dışında tutulduğunu belirterek, olası bir genişletme halinde kapsama girebilecek hükümlüler arasında şu grupların yer alabileceğini aktardı:
Bu durumda hükümlülerin cezaevinde kalacağı sürelerin de mevcut infaz hükümlerine göre belirleneceği ifade edildi. Buna göre müebbet için 30 yıl, ağırlaştırılmış müebbet için 36 yıl, ek cezalarla birlikte ise en fazla 40 yıl cezaevinde kalınması gerekiyor.
TBMM'NİN TAKDİRİNDE
Uçum, şartla salıverilmenin kapsamının genişletilmesinin tamamen Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yetkisinde olduğunu belirtti. Meclis'in isterse bu düzenlemeyi yalnızca belirli suçlar veya örgütler için özel bir çerçevede yapabileceğini, farklı bir usul belirlenmesinin de hukuken mümkün olduğunu ifade etti.
Analizde, mevcut infaz sisteminin amacının hükümlünün topluma yeniden uyum sağlaması olduğu vurgulanarak, ömür boyu cezaevinde kalma ihtimalinin tamamen ortadan kaldırıldığı bir modelin cezanın amacıyla bağdaşmayabileceği değerlendirmesi yapıldı.