Türkiye’de 2019–2026 döneminde uygulanan emekli maaşı politikaları, sosyal destek ile prim–maaş dengesi arasındaki ilişkiyi yeniden tartışmaya açtı. En düşük emekli aylıklarının hızla artırılması kısa vadede rahatlama sağlarken, uzun vadede sistemin temel matematiğinde ciddi bir oransal adalet sorunu yarattı.
İKİ AYRI ARTIŞ HATTI OLUŞTU
Uzman değerlendirmelerine göre, son yıllarda emekli maaşları fiilen iki farklı artış hattında ilerledi:
Bu durum, sistemdeki iki artış hattının zamanla birbirinden kopmasına yol açtı.
PRİM–MAAŞ DENGESİ ZAYIFLADI
2019 yılında 1.000 TL alan bir emekli ile 3.000 TL alan bir emekli arasında 3 katlık bir fark bulunuyordu. 2026’ya gelindiğinde ise bu fark 1,6–1,7 kat seviyesine kadar geriledi. Bu tablo, daha fazla prim ödeyen emeklinin, daha az prim ödeyenle giderek aynı maaş seviyesine yaklaşması anlamına geliyor.
Uzmanlara göre sorun, en düşük maaşın artırılması değil; bu artışın diğer maaşlara aynı oranda yansıtılmaması.
TABAN MAAŞA YIĞILMA ARTIYOR
Veriler, sistemde “yukarıdan aşağıya doğru sıkışma” yaşandığını gösteriyor.
2019’da yaklaşık 1 milyon emekli en düşük aylık alırken, bugün bu sayı yaklaşık 4,9 milyon kişiye ulaşmış durumda. Bu artış, emeklilik sisteminin herkesi tabana yaklaştıran bir yapıya evrildiğini ortaya koyuyor.
“AYNI ORAN HERKESE UYGULANSAYDI” NE OLURDU?
Eğer en düşük emekli aylığına yapılan 20 katlık artış, tüm emekli maaşlarına aynı oranda yansıtılsaydı:
Bugünkü maaşların bu seviyelerin yarısına bile ulaşamaması, emekliler açısından ömür boyu sürecek bir gelir kaybı anlamına geliyor.
KAYIT DIŞILIK RİSKİ UYARISI
Uzmanlar, prim–aylık bağının zayıflamasının kayıt dışı çalışmayı teşvik edebileceği uyarısında bulunuyor. Çünkü sistem fiilen şu algıyı oluşturuyor:
“Düşük prim ödesen de, yüksek prim ödesen de emeklilikte alacağın maaş aynı olacak.”
Bu durum, hem çalışanların hem de işverenlerin daha düşük kazanç bildirmesine yol açabilecek bir risk olarak görülüyor. Uzun vadede ise sosyal güvenlik sisteminin finansmanını ve sürdürülebilirliğini tehdit ediyor.
ÇÖZÜM: SOSYAL DESTEK + ORANSAL ADALET
Uzman görüşlerine göre, en düşük emekli aylığının korunması sosyal devletin bir gereği. Ancak bunun, diğer emekli maaşlarını oransal olarak geride bırakmadan yapılması gerekiyor. Aksi halde sistem:
Sonuç olarak, önümüzdeki dönemde ihtiyaç duyulan yaklaşım; en düşük maaşı güvence altına alan, ancak aynı zamanda prim ile aylık arasındaki bağı yeniden güçlendiren dengeli bir emeklilik reformu olarak öne çıkıyor. Aksi halde Türkiye, emeklilikte herkesi tabana yaklaştıran ama kimseye kalıcı refah sağlayamayan bir yapı riskiyle karşı karşıya kalabilir.