MHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, yargı bağımsızlığı, adalet ve tutuklama tedbirlerine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Yıldız, kişi özgürlüğünü sınırlayan kararların son derece hassas bir zeminde ele alınması gerektiğini vurgulayarak, “Bin düşünülerek karar verilmelidir” dedi.
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, sosyal medya hesabından yaptığı cuma mesajında yargı bağımsızlığı ve adalet kavramına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Yıldız, yargı bağımsızlığının yalnızca anayasal bir ilke değil, aynı zamanda yargı mensuplarının vicdani kanaatlerini oluştururken hissettikleri psikolojik ve mesleki güvenceyle doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti.
Paylaşımında adaletin güçlü bir hukuk düzeniyle mümkün olabileceğini belirten Yıldız, şu ifadelere yer verdi:
“Yargı bağımsızlığı, yalnızca anayasal metinlerde yer alan normatif bir ilke değil, yargı mensubunun vicdani kanaatini oluştururken hissettiği psikolojik ve mesleki güvence hissidir. Adalet; güçlü ve nitelikli hukukçuların varlığı, kanunların gücü, hukukun üstünlüğü, keyfi uygulamaların asgari indirilmesi ve adaletin mülkün temeli olduğuna dair inancın kökleşmesiyle sağlanır. Bunun sadece sözde değil, davranışlara da yansıması gerekir.”
TUTUKLAMA VURGUSU: “İSTİSNAİ BİR TEDBİR”
Feti Yıldız, daha önce de tutuksuz yargılama, adli kontrol ve koruma tedbirlerine ilişkin açıklamalarıyla gündeme gelmişti. Tutuklamanın bir ceza değil, geçici bir tedbir olduğunu vurgulayan Yıldız, mümkün olan durumlarda adli kontrol uygulamalarının tercih edilmesi gerektiğini savunmuştu.
Yıldız, tutuklama nedeninin somut delillere dayanması halinde dahi her suç için otomatik olarak tutuklama yoluna gidilmemesi gerektiğini belirterek, adli kontrol tedbirlerinin de aynı amaca hizmet ettiğini ifade etti. Kişilerin özgürlüğünden tamamen yoksun bırakılmamasının hukuk devleti ilkesinin gereği olduğunu dile getirdi.
“KİŞİ ÖZGÜRLÜĞÜ DİKKATLE SINIRLANDIRILMALI”
Tutuklamaya ilişkin değerlendirmelerinde dikkatli olunması gerektiğinin altını çizen Yıldız, şu ifadeleri kullandı:
“Tutuklama bir ceza değildir. Maddi gerçeğe ulaşmak, ceza davasının sağlıklı yürütülmesini ve olası bir cezanın infazını güvence altına almak için başvurulan geçici bir araçtır. Kişi özgürlüğü ve güvenliğini sınırladığı için son derece dikkatli olunmalı, bin düşünülerek karar verilmelidir. Gizli tanık beyanlarının tek başına hükme esas alınmaması hukukumuz açısından önemli bir kazanımdır ve buna mecbur kalınmadan başvurulmamalıdır.”