Suriye sınırında, Türk bayrağına yönelen o aşağılık saldırı, bir provokasyon olmanın ötesinde, bu milleti tanımamanın, Türk tarihini bilmemesinin ve bu bayrağın neyin bedeliyle dalgalandığını idrak edememenin ilanıdır. Ay yıldızlı bayrağa uzanan her el, aslında Türk milletinin namusuna, şerefine ve bağımsızlık iradesine uzanmıştır. Bunun başka bir izahı yoktur.
Bu saldırıyı gerçekleştirenler ve perde arkasında cesaretlendirenler şunu iyi bilmelidir:
Türk bayrağı sahipsiz değildir.
Bu bayrak, masa başlarında çizilen haritaların değil; cephelerde can veren şehitlerin, kanla sulanan toprakların eseridir. Mustafa Kemal Atatürk’ün “Bağımsızlık benim karakterimdir” sözü, işte tam da bu bayrağın anlamını tarif eder. O karakter, ay yıldızın gölgesinde şekillenmiştir.
Bugün sınır hattında bayrağımıza saldıran zihniyet, dün Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da bu milleti dize getirebileceğini sanan zihniyetin aynısıdır. Değişen sadece aktörlerdir; ihanetin karakteri hiç değişmemiştir. Atatürk’ün Nutuk’ta çizdiği tarih çizgisi nettir: Bu millet esareti kabul etmez, bayrağına dokundurtmaz.
Ve buradan özellikle hatırlatmak gerekir:
Bu ülke, bayrağa nasıl bakılması gerektiğini Mustafa Kemal Atatürk’ten öğrenmiştir.
Atatürk için bayrak; bir sembol değil, istiklalin bizzat kendisidir. “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır; o satıh bütün vatandır” diyen bir Başkomutanın mirasında, bayrak sadece karargâhlarda değil, vatanın her karışında savunulur. O yüzden Türk bayrağı yere düşmesin diye askerlerin canını siper ettiği bir mücadeleden doğmuştur bu Cumhuriyet.
Bayrağa saldırmak, Atatürk’ün kurduğu devlete saldırmaktır.
Bayrağa saldırmak, bu milletin bir asırlık hafızasını yok saymaktır.
Bayrağa saldırmak, Türk milletinin sabrını sınamaktır — ki bu en büyük hatadır.
Atatürk bu milleti tarif ederken boşuna söylememiştir:
“Türk milleti bağımsız yaşamış ve bağımsızlığı varlığına armağan etmiş kahramanlar evladıdır.”
İşte o bağımsızlığın maddi karşılığı bayraktır. Ona uzanan el, doğrudan bu kahramanlığa uzanmıştır.
Şunu herkes duysun:
Bu millet bayrağını tartıştırmaz.
Bu millet bayrağına yapılan hakareti not eder.
Ve zamanı geldiğinde o notlar hesaba dönüşür.
Bugün “provokasyon” denilerek geçiştirilemeyecek kadar ağır bir tabloyla karşı karşıyayız. Bayrağa uzanan el, diplomasiyle okşanacak bir el değildir. Bu, açık bir düşmanlıktır ve düşmanlık da net bir duruş gerektirir. Atatürk’ün devlet anlayışında bu tür saldırılar karşısında tereddüt yoktur; egemenlik kayıtsız şartsız milletindir ve o egemenliğin simgesi ay yıldızlı bayraktır.
Atatürk’ün emanet ettiği bu vatan, bayrağına uzananlara karşı sessiz kalacak bir vatan değildir. Türk milleti tarih boyunca şunu göstermiştir:
Bayrağına dokunanın eli yanar.
Bu yüzden tekrar ve altını çizerek söylüyorum:
Ay yıldızlı bayrağımıza yapılan bu alçak saldırıyı en sert şekilde lanetliyorum. Bayrağımıza uzanan her kirli el, bu milletin iradesiyle karşılaşacaktır. Çünkü bu bayrak, bir bez parçası değil; Atatürk’ün “tam bağımsızlık” ülküsünün gökyüzündeki adıdır.
