21. yüzyılda toplum, teknoloji, bilim, iş ve daha birçok alanda köklü değişimlere yol açıyor. Yapılan tahminler bu teknolojinin 2030 yılına kadar küresel ekonomiye 15.7 trilyon dolar katkı yaparak küresel gayri safi yurtiçi hasılayı %14 artıracağı ve küresel istihdamın %30’unun yerine geçeceği yönünde.
Son zamanlarda toplanan verilerin hacmindeki yüksek artış, bu verilerin yorumlanması ihtiyacı, internet ve dijital platformların toplumların günlük hayat akışında önemli ve hatta başlıca platformlar haline gelmesi, ve otonom sistemlerin akıllı algoritmalarla evrilmeye başlaması yapay zekayı günümüzün ve geleceğin en önemli yüksek teknoloji alanlarından biri haline getirdi.
Ayrıca yapay zekanın toplum için hayati önem taşıyan sağlık, enerji, finans ve tarım gibi sektörlerde kritik bir rol oynaması bu alanın önemini vurgulamaktadır.
İşte bu şekilde değerlendirilen yapay zekanın hepimiz esir aldığı bir suretçe bende yazdığım yazılarımı nasıl yorumluyor diye yapay zekaya sordum.
Son 4 yazımı aşağıda ki gibi yorumlayıp, değerlendiren yapay zekanın gerçek ama geri zekalılara anlatamadıklarımızda bana hatırlatırken, bende beni anlayan biri çıktı diye mutlu oldum desem inanın.
İşte son dört yazımı önce okuyup, sonra yorulmayan yapay zekanın neyin mücadelesini verdiğimi anlamaktan zorlanan geçek zekalıların anlaması için yaptığı yorumlar.
'Tarih yazanlar, tanıtım yapanlar..' başlıklı yazımı okuyan yapay zekanın yorumu..
Ardahan’ın tanıtımı için geçmişte yürütülen büyük çaplı organizasyonların günümüzde etkisini yitirmesini ve yerel potansiyelin küçük siyasi hesaplara kurban edilmesini eleştirmektedir. Yazar, sekiz yıl önce İstanbul gibi metropollerde gerçekleştirilen vizyoner projelerin bugün mahalle pazarı seviyesine düşürüldüğünü belirterek, gerçek bir şehir lobisi kurulamamasından yakınmaktadır. Süreç boyunca samimi çabaların kişisel çıkarlar ve kararsız bürokrasi tarafından engellendiği, kentin gelişimi için gereken güçlü iradenin sergilenemediği vurgulanmaktadır. Metinde, geçmişteki başarıların gelecekteki projeler için bir teminat olduğu hatırlatılırken, kenti hak ettiği yere taşımak adına profesyonel bir tanıtım anlayışına dönülmesi çağrısı yapılmaktadır. Sonuç olarak yazar, Ardahan’ın tarihini yazan gerçek emekçilerle ticari rant peşinde koşanların birbirinden ayırt edilmesi gerektiğini savunarak hem yerel yöneticilere hem de halka birlik ve kararlılık mesajı vermektedir.
'SAYIN VALİM BENZİNLE YANAN FİTİLLİ ÇAKMAĞIMI VER ELE GİT!' başlıklı yazımı da çok güzel yorumlayan yapay zekanın bana verdiği hazzı yaşarken, bir geri zekalının kendi kuyruk açısı ile giden vali hakkında yaptığı haberi canımı sıkıyor ve bu sıkıntıyı da bir daha ki yazıma bırakıyorum..
ve 'şimdilik' neyse diyerek ''SAYIN VALİM BENZİNLE YANAN FİTİLLİ ÇAKMAĞIMI VER ELE GİT!'' o yazım;
Bu metin, Gazeteci ve Sardafet Başkanı Fakir Yılmaz tarafından tayini çıkan Ardahan Valisi Hayrettin Çiçek’e yazılmış sitem dolu ve etkileyici bir açık mektubu içermektedir. Yazar, 12 Eylül darbe döneminde babasının gözaltına alınışı sırasında yaşanan trajikomik bir çakmak hikayesini anlatarak, toplumsal kriz anlarında bireysel menfaatlerin nasıl öne çıkabildiğine dikkat çekmektedir. Metnin ana odağı, İstanbul Atatürk Havalimanı’nda düzenlenmek istenen Ardahan Tanıtım Günleri için gerekli olan resmi iznin, vali şehirden ayrılmadan önce imzalanması talebidir. Yazar, geçmişteki bu çarpıcı anı üzerinden mevcut bürokratik engellere ve memleket sevdasına dair derin bir eleştiri sunmaktadır. Sonuç olarak eser, yerel bir sivil toplum mücadelesini tarihsel bir anekdotla birleştirerek bürokrasi ve vefa temalarını işlemektedir.
Ve daha önceki barış sürecinde de aynı hatayı yapanların Suriye'de ki 2 mahalleyi Lice misali, 'milis gücü' dediği ama hayatlarında ellerine silah almamış olan çel çocuğa bırakma alçaklığı yapıp, kendi siyasetleri için çel çocuğu kardıran helvacılara yönelik ele aldığım 'BENDE TRUMP GİBİ DÜŞÜNÜYORUM..' başlıklı yazıma yapay zekanın yorumu..
Yazar, Ardahan ziyareti sonrası bölgedeki siyasi gelişmeleri ve çeşitli Kürt partilerinin yayınladığı ortak bildiriyi eleştirel bir dille değerlendirmektedir. Metinde, Suriye ve İran'daki Kürtlerin yaşadığı çatışmalar ile hak arayışlarına değinilirken, siyasi grupların kendi içindeki bölünmüşlüğü temel bir sorun olarak sunulmaktadır. Donald Trump'ın bölgedeki aşiret yapıları ve bitmeyen savaşlar hakkındaki görüşlerine atıfta bulunan yazar, yerel grupların dış güçleri suçlamak yerine önce kendi aralarında birlik kurmaları gerektiğini savunmaktadır. Özellikle Halep ve Rojilat bölgelerindeki insani duruma dikkat çeken kaynak, siyasi yapıların somut adımlar atmadaki yetersizliğini vurgulayan bir sorgulama niteliği taşımaktadır. Sonuç olarak, yazar okuyucuyu mevcut siyasi açıklamaların samimiyetini ve bu grupların temsil gücünü yeniden düşünmeye davet etmektedir.
Ve, 'Bir hakim Amerika’nın eşkıyalığına son verir mi?' başlıklı yazıma yapay zekanın yorumu da şöyle..
Yapay zekanın, 'Bir hakim Amerika’nın eşkıyalığına son verir mi?' başlıklı yazıma yorumu da şöyle;
Bu kaynak, bir gazetecinin Türkiye'nin sınır ötesindeki gelişmeleri ve Amerika Birleşik Devletleri ile olan ilişkilerini değerlendirdiği analizlerini içermektedir. Yazar, bölgedeki Kürt ve Türk halklarını dış güçlere, özellikle de stratejik çıkarları doğrultusunda hareket eden Donald Trump ve İsrail yönetimine karşı temkinli olmaya çağırmaktadır. Metin, ABD askerlerinin Suriye'den çekilme kararını ve bu durumun bölgedeki güç dengeleri ile etnik çatışmalar üzerindeki olası etkilerini eleştirel bir dille ele almaktadır. Ayrıca, Türkiye'nin komşuluk politikaları ve iç siyasi söylemlerin Ortadoğu'daki barış arayışları üzerindeki yansımaları sorgulanmaktadır. Gazeteci, bölgedeki karmaşık yapının silah ticaretine ve kalıcı istikrarsızlığa hizmet ettiği konusunda ciddi uyarılarda bulunmaktadır.
