Ramazan… Yılın diğer aylarından ayrılan, zamanı yavaşlatan, kalbi hızlandıran o mübarek iklim. Sadece takvimde yer alan bir ay değil; insanın kendine döndüğü, ruhunu dinlediği, kalbini onardığı bir rahmet mevsimi.
Bu ayda şehirlerin sesi bile değişir. Sokaklarda telaş yerini sükûnete bırakır, sofralar sadece yemek için değil, paylaşmak için kurulur. Aynı ekmeği bölüşmenin, aynı duaya “âmin” demenin verdiği o tarifsiz huzur, Ramazan’ın en büyük armağanıdır. Çünkü Ramazan, insanı insana yaklaştıran bir köprüdür.
Oruç, sadece aç kalmak değildir; kalbi arındırmak, dili incitmemek, gönlü kırmamaktır. Sabretmeyi öğretir, şükretmeyi hatırlatır. Bir yudum suyun, bir lokma ekmeğin kıymetini yeniden fark ettirir. Ve insan anlar ki asıl zenginlik, sahip olduklarımız değil; paylaşabildiklerimizdir.
İftar vakti yaklaşırken evlerdeki o tatlı telaş, pencerelerden yayılan yemek kokuları, ezanın ilk sesiyle birlikte sofraya uzanan eller… Hepsi birliğin ve beraberliğin sessiz ama güçlü ifadesidir. O anda kimse yalnız değildir; dualar gökyüzünde birleşir, kalpler aynı ritimde atar.
Ramazan geceleri ise bambaşka bir huzur taşır. Teravih yolunda yürüyen insanların adımlarında umut vardır. Işıklar altında edilen dualar, göğe yükselen bir yakarış gibidir. İnsan, o anlarda dünyanın telaşından sıyrılır; kalbiyle baş başa kalır.
Bu mübarek ay bize hatırlatır: Merhamet en büyük güçtür. Paylaşmak en büyük zenginliktir. Affetmek ise en büyük özgürlüktür. Bir kapıyı çalmak, bir gönlü almak, bir ihtiyaç sahibine uzanan el olmak… Ramazan’ın gerçek ruhu işte tam da burada saklıdır.
Ve belki de Ramazan’ın en güzel yanı şudur: Herkese yeniden başlama fırsatı sunar. Kırgınlıkları onarmak, hataları telafi etmek, kalbi temizlemek için bir davettir. İnsan bu ayda sadece oruç tutmaz; kendini tutar, nefsini dizginler, kalbini büyütür.
Ramazan, gökyüzüne daha çok baktığımız, yeryüzüne daha çok sarıldığımız aydır. Rahmetin kapıları aralanır, umutlar tazelenir, dualar çoğalır. Ve her yıl yeniden hatırlarız: Bu hayatın en gerçek güzelliği, birlikte yaşanan iyiliklerdir.
Hoş geldin ey kalplerin misafiri… Hoş geldin ey rahmet ayı. Sen geldin mi, insan kendine biraz daha yaklaşır; dünya biraz daha güzelleşir.
